92406 kayıt bulundu.
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Boş, saçma
1. Bunun ne çürük, ne vahi bir hayal olduğunu anlamıyor muyuz?
1. Bunun ne çürük, ne vahi bir hayal olduğunu anlamıyor muyuz?
Lisan : Arapça vāhī
Telaffuz : va:hi:
1. isim , isim , isim , isim , Vahi olma durumu
1. Böyle birçok ekoller vahilikleri, sahtelikleri, çürük esaslara dayanmaları dolayısıyla kıymetten düşmüşlerdir.
1. Böyle birçok ekoller vahilikleri, sahtelikleri, çürük esaslara dayanmaları dolayısıyla kıymetten düşmüşlerdir.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ağır, korkulu, çok tehlikeli, vahametli
1. Haydi ben kumar yangınıyım fakat senin vaziyetin benimkinden daha vahim.
1. Haydi ben kumar yangınıyım fakat senin vaziyetin benimkinden daha vahim.
Lisan : Arapça vaḫīm
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Vahim duruma gelmek
1. Yaşıtlarıyla yan yana geldiğinde durum daha da vahimleşiyor, üzerine büyüteç tutulmuşçasına katbekat büyüyordu.
1. Yaşıtlarıyla yan yana geldiğinde durum daha da vahimleşiyor, üzerine büyüteç tutulmuşçasına katbekat büyüyordu.
1. isim , isim , isim , isim , Vahim olma durumu
1. Ablam baklaları birer birer ağzından çıkarınca durumun vahimliği gözlerimin önüne serilmişti.
1. Ablam baklaları birer birer ağzından çıkarınca durumun vahimliği gözlerimin önüne serilmişti.
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Bir, tek
Lisan : Arapça vāḥid
Telaffuz : va:hit
vahyolunmak
1. isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , Bir buyruk veya düşüncenin Tanrı tarafından peygamberlere bildirilmesi
1. Aklın kavrayamadığı hakikatlere, tasavvuf ve vahiy yolu ile erişilebilir.
1. Aklın kavrayamadığı hakikatlere, tasavvuf ve vahiy yolu ile erişilebilir.
2. Bu biçimde bildirilen buyruk
Lisan : Arapça vaḥy
Telaffuz : va'hiy
1. isim , isim , isim , isim , Yabani, vahşi olma durumu
2. Korku, ürküntü
3. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Issızlık, yalnızlık
Lisan : Arapça vaḥşet
vahşi hayvan, vahşi orman
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yabani
1. Adada vahşi bir kabile varmış, dikkatli davranalım.
1. Adada vahşi bir kabile varmış, dikkatli davranalım.
2. Yırtıcı (hayvan)
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kaba, saygısız, uyum sağlayamayan (kimse)
Lisan : Arapça vaḥşī
Telaffuz : vahşi:
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Vahşi bir biçimde, vahşicesine, vahşiyane
Telaffuz : vahşi:ce
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yabanileşmek
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Durdurulamamak, zapt edilememek
1. Vahşileşen kent boyutları, orada yaşayan şehirli insanı aşağılıyor, küçültüyor.
1. Vahşileşen kent boyutları, orada yaşayan şehirli insanı aşağılıyor, küçültüyor.
1. isim , isim , isim , isim , Yabani olma durumu, yabanilik
1. Hayır, sandığınız gibi bir haydutluk, bir vahşilik değil.
1. Hayır, sandığınız gibi bir haydutluk, bir vahşilik değil.
1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Vahşice
Lisan : Arapça vaḥşī + Farsça -āne
Telaffuz : vahşiya:ne
1. -e , -e , -e , -e , Acınmak, yakınmak
1. Bu anlayışsızlığa ve bu vatan hainlerine vahvahlanır, acır gibiydiler.
1. Bu anlayışsızlığa ve bu vatan hainlerine vahvahlanır, acır gibiydiler.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Vahiy gelmek
Lisan : Arapça vaḥy + Türkçe olunmak
Telaffuz : va'hyolunmak
1. isim , isim , isim , isim , İbadet yerlerinde öğüt niteliğinde dinî konuşmalar yapan kimse, öğütçü
1. Bir gün camide vaiz bir şey hikâye etmişti.
1. Bir gün camide vaiz bir şey hikâye etmişti.
Lisan : Arapça vāʿiẓ
Telaffuz : va:iz